Yusuf’un Son Baharı

Gece Gündüz
A A

Yusuf’un Son Baharı

“Dikkat, Dikkat!.. İnsan, hayatı en değerli varlıktır. Kendinizi düşünmüyorsanız, sizleri merak ve kaygıyla bekleyen sevdiklerinizi, ananızı, babanızı ve kardeşlerinizi düşünün. En sevdiğiniz arkadaşlarınızı ölüme atarak hiçbir şey kazanamazsınız… Her şeye rağmen yaşamak güzeldir.”

Böyle sesleniyordu hoparlörlerden “Hayata Dönüş” diye gelip ölüm getirenler. Arkadaşları öldürülüyor, ölüm orucundan sağ çıkanlar ise kalıcı sağlık sorunları yaşıyorlardı. Tüm bu yaşananlardan sonra 309 no.lu madde ile tahliye olmuştu Yusuf. Ama toplamda 30 kişi hayatını kaybetmişti bu operasyonlarda.

Sonra uzun bir yol… İstanbul’dan Artvin’e uzanan, batıdan doğuya, taş duvarlardan ormanın yeşiline giden uzun bir yol. Yolun sonunda, evin artık yaşlanan köpeğinin bile hatırlayamadığı uzun bir yol. Elinde bir valiz ve bir çerçeveyle başlayıp, pencereye hasretle bakarak bekleyen anneye sarılmayla biten, çileli bir yol.

Sonrası, geçmişin lanetiyle dolu günler. Ayak seslerinin asker postallarına dönüştüğü, gök gürültüsünün atılan gaz bombalarına eş olduğu, esen rüzgârın çıkarılan yangının dumanı gibi hissedildiği ve sıçrayarak uyandıran kâbuslarla dolu geceler… Bu yüzden Yusuf’un hayata dönüşü hiç de kolay olmayacaktı.

Sonra Mikail vardı her zaman Yusuf’un yanında. Yusuf’a her şeyi kolayca yapabileceği gücünü aşılayan çılgın Mikail’di o. Her insanın hayatında böyle bir can dost olmalıydı. En güçsüz, en zayıf ve en sorunlu anlarda “Yaparız oğlum yaparız.”, bu zamanda gidilmez denilen yaylalara “Gideriz.” diyebilecek güçte ki bir can dost…

Sonra, hiç bilmediği bir dünya çıktı karşısına Yusuf’un. Bir küçük kızı olan Eka ile tanıştı. Eşinden ayrılmış, küçük kızını annesine bırakmış, ülkesine uzak olmayan bir gurbette seks işçiliği yapan biriyle gece boyunca sosyalizm üzerine sohbet etti. Sosyalizm hayaliyle 10 yıl hapis yatan Yusuf’u duyan sosyalist ülke vatandaşı, Yusuf’a “Sen deli misin?” diye sormuştu. Yusuf’un bilmediği bu gerçeği Mikail de söylemişti ona üzülerek. “Eşit bir hayat hayali vardı, o da gitti. Kadınları burada böyle, erkekleri de eski fabrika demirlerini söküp satıyorlar.”

Sonra, okuldan bir arkadaşıyla güneşin batışını izlerken duyduğu “Abisi… Ne yapalım. Hayattan bizim payımıza da bu düştü. Ama hiçbir şey boşuna değil. Yine yaşanması gerekiyorsa yine yaşarız anasını satayım.” cümleleri. Bir kavganın, yılmayan gazilerinin direniş dolu değerlendirmesi… Sonuçta o ve arkadaşları, bir örgütün tutkulu destekçileri değildiler. Bir tutku için örgütlenmiş yoldaşlardı onlar. İdeolojik bir tutku için…

Sonra yeşilin, mavinin ve bulutun her tonu… Beklenen, özlenen, hep gidilecek olan, resimlerine hasretle bakılan, her adı geçtiğinde yutkunulan memleket. Ağacının yeşili ve hırçın deniziyle meşhur, uzak ve yalnız memleket… Ahşap evlerin camları önünde adeta horona durmuş mısırların asılı durduğu, küçük ama derin hasret…

Ve sonra gelen sonbahar… Kesilmeyen yağmurlar, kabaran deniz ve rıhtıma vuran dalgalar. İşte Türk sinema tarihinin belki de en dokunaklı görüntülerinden birisi. Hiçbir işi yolunda gitmeyen, küçük istekleri bile birer birer büyük hayal kırıklıklarına dönüşen, istekleri bir türlü olmayan ama onların istediği gibi olmayı da reddeden, uykuları haram, ciğerleri bitik bir devrimcinin; rıhtımda tek başına dalgalara karşı yürüyüşü ve dimdik duruşu…

Tüm bu gri bulutlu karanlık günlerin içinde; hayatta ki belki de tek rengi olan kırmızı paltosuyla yanında duran Eka ile geri dönülmez bir yolculuğa çıkma fikri… Tam da ihtiyacı olan ama yine büyük bir hayal kırıklığına dönüşen bu istek, Yusuf’un son isteği oldu. Yine de her şeye rağmen tüm bu kırıklıklardan sonra bile hayata dair verdiği sözleri tutan, derslerinde başarılı olan Onur’a o bisikleti alan sessiz bir devrimci…

En sonunda ise, rıhtımda dalgaları ve hayatın tüm acımasızlığını tek başına göğüsleyen o devrimcinin, o sağlam göğsünün altındaki hastalığa yenilmesini gördük. Sessiz sedasız geçen o sonbaharın, son baharı olacağını hisseden Yusuf’un, dünya kuyusundan kurtuluşu da sonbahar gibi, kendisi gibi, sessiz sedasız ve kar altında oldu.

Alper Kaya

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...