Sokakta

Gece Gündüz
A A

Uyandım. Gözlerimi araladığımda üşüdüğümü hissettim ve bacaklarımı biraz daha toplayıp uykuya geçmeye çalıştım yeniden, olmadı. Doğruldum yatağımda ve çapak dolu gözlerle seyretmeye başladım etrafı. Kollarımı gere gere, uyku mahmurluğunu atmaya çalıştım üzerimden. Yine uzun bir gün olacaktı.

Yola koyuldum tüm ekmeğinin peşindekiler gibi. Sabahın bu erken saatlerinde tüm ekmeğinin peşine düşen arkadaşları, her sokaktaki duraklarda görmek mümkündür. Hepsinin gözlerinde bir arayış vardı sanki. Hayattan farklı farklı beklentileri olan, hayata bambaşka gözlerle bakan arkadaşlarım. Hepsinin bir hedefi vardı mutlaka. Sıcak bir yuva, güzel bir eş, bebekler vs… “Karnımız tok sırtımız pek olsun, yeter.” diyenler de vardı aramızda ama beklentilerimizin güzelliklerini, gözlerimize bakanlar rahatlıkla görebilirdi.

İşim zor değil aslında. “Her işin kendine göre zorluğu vardır.” dediğinizi duyar gibiyim. Zordur elbette ama ben, bu işte çalışmak zorundayım. İşin zorluğu bir şey değil, bir şekilde alıştım. Sadece yollarda çok fazla zaman geçirmek zorunda kalıyorum. İlçenin farklı noktalarına yerleştirilmiş atık toplama noktalarında, gelen atıkların ayıklamasını yapıyorum. Hangileri işimize yarayacaksa onları, diğer atıklardan ayırıyorum. Dedim ya; zor değil. Ama o duraklar arasında, yazın cehennem gibi sıcakta, kışın kutup soğuğunda yürümek, bu dünyada yaşanabilecek en büyük işkence gibi geliyor. Yazın bir yudum su, kışın sıcak bir nokta bulmak, arayışların en büyüğü olabiliyor bazen benim için.

Bu arayışı gözlerimizden okuyabilen, yetenekli canlar da yok değil. Yorgun, bitkin, susamış veya üşümüş halimizi görüp yardım elini uzatmakta çekinmeyen; vicdan sahibi, iyi niyetli canlar. Dünyada bin bir çeşit düşüncede insan yaşıyor. Ama bazı insanlar gerçekten çok acımasız. İşimizi yaparken yolunu birazcık işgal ettim diye arabasını üzerimize sürüyor. Hatta geçende bir arkadaşımızın ölümüne sebep oldular. Çok üzülmüş, üç gün hiçbir şey yapmamış ve yas tutarak geçirmiştim bu günlerimi.

Bu şekilde yaşamını devam ettirenlerin; duyguları, üzüntüleri, birer kalpleri olmadığını düşünüyorlar galiba. Ama bu gerçek değil. Biz de üzülüyor, biz de seviniyor, biz de deliler gibi seviyor ve hayat karşısında tüm zorluklara göğüs germeye çalışıyoruz. Her birimizin bir kalbi, ruhu, duyguları ve karakterleri var. Vücutlarımız zayıf ve çelimsiz, üstümüz başımız pis pasaklı görünüyor olabilir. Bu, bizi duygusuz yapmaz. Aksine umutları el değmemiş, duyguları henüz yozlaşmamış, özlemleri çok büyük, samimi canlar yapar.

Ben çok fazla ifade edemem kendimi. Konuşmayı çok sevmem. Derdimi anlatacak yolu ve yöntemi bir şekilde bulurum. Yanlış anlamayın, sesim gürdür; konuşmaya bir başladım mı sonu gelmeyecek bir coşkuyla anlatırım söyleyeceklerimi ama yapmıyorum. Hayatı daha az sesle idare edebilmek hoşuma gidiyor.

Ne diyordu şarkıda “Tanırsınız benim gibilerini boş sokaklardan.” Bu şarkıda anlatılan insanla tek ortak yönüm sokakta olmak. Boş sokaklarda aylak aylak gezen insanlar da var. Ama ben, onlardan biri değilim.

Bazen konuşmaya çalıştığımda korkuyorsunuz benden. İzah etmeye çalışıyorum kendimi, çıkarabildiğim sınırlı seslerle. Kendinize en akıllı canlı diyorsunuz. Ama bu kadar vahşi olabilmeniz akıl alır şey değil. Sonra da beni vahşilikle suçlayıp vahşice katlediyorsunuz.

Ben kim miyim?

Sokakta yaşayan, yatağı soğuk toprak olan; işi, her sokaktaki çöp tenekelerini dolaşıp hayatta kalmak olan; arayışı ve beklentisi, sevgiyle uzanan bir sıcacık el ve merhametli bir bakış olan; tüm zorluklara dayanıp hayata tutunmaya çalışan bir sokak köpeğiyim. İnsanların en sadık dostu ve insanlara rağmen yaşamaya çalışan bir sokak köpeği…

Alper Kaya

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...