Kazimişi Gzas Vorert (Kâzım’ın Yolundayız)

Gece Gündüz
A A

Bu, sadece bir Karadeniz yazısı değil. Bir insanın, bir enstrüman ile dünyayı nasıl güzelleştireceğinin; tek başına başlattığı çığlığın, bir ülkede nasıl yankılandığının; tulum seslerinin kemençeye karıştığı, yeşilin maviye bulaştığı, bitmeyecek bir hikâyenin çok küçük bir parçasıdır.

Başka illerde, dağların denize ne şekilde uzandığıyla uğraştılar. Onlarsa dağa ve denize ne şekilde doyulacağıyla… Komikti hikâyeleri, anlatıp anlayıp güldüler başka illerde. Samimiyetten, saflıktan uzaklaşan insanlara, ders niteliğindeydi sözleri. Dillere destandı oyunları, müzikleri. Asiydiler, hırçındılar… Denizleri gibi.

Kazım, böyle bir coğrafyada geldi dünyaya. Çocukluğu sakin geçti ama yıllar sonra, yüreğinde taze tuttuğu devrim ışığını, gitarıyla ve müziğiyle yapacaktı. Çocukluğunda duyduğu kumar ağaçlarının uğultusunu, yıllar sonra alkışlarda bulacaktı. Almanya’dan gelen bir gitar ile çocukluğunda tanışacak, yıllar sonra o gitarla Almanya’da konser vermeye gidecekti.

Kazım Koyuncu; sadece gitar çalan, uzun saçlı, burnu havada bir müzisyen olmadı hiçbir zaman. Konuşmalarında, röportajlarında, şarkılarında; dünyaya dair, insana dair çok vurucu ve yerinde tespitler yaptı. “Devrimi düşlüyorsan ona göre yaşarsın. Yürüyüşün farklı olur. Bakkala, manava başka türlü davranırsın. Bunun için sana kimse puan yazmaz tabii; ama anlarlar. Orada birisi farklı yürüyordur.” sözleri buna en güzel örnek bence. Devrim dediğimiz şeyin, sadece siyasal alanla sınırlı kalmayacağını; hayatın her alanında, ancak devrimci bir düşünceyle gelişimin olabileceğini gösterdi insanlara.

Hırçındı Karadeniz. Kabaran insan yüreği gibi coşkulu, gürleyen bulutlar gibi şiddetli, bazen de kıpır kıpır oynayan hamsiler gibi ışıl ışıl. İstemediler. Böyle güzel bir coğrafyanın simgesi, böyle olsun istemediler. İnsanları denizden kopardılar. “Sahil Yolu Projesi” dediler adına. Denizi doldurdular ve denizi, içine girilen bir şey olmaktan çıkarıp uzaktan bakılan bir şeye dönüştürdüler. Koca koca binalar dikip karşıdan baktılar. Hissetmekten, coşkudan uzak bir deniz manzarası kaldı elimizde. Kocaman bir bıçak aldılar, evler ile deniz arasına sapladılar ve kıyı boyunca, toprağı kanatarak devam ettiler katletmeye. “Denizin Çocukları” için en büyük yıkım buydu. O çocukları denizden koparırsanız isyana hazır olacaksınız.

Ama o, söylemeye devam etti. Onun gözünde her biri, bir yıldızdı dinleyenlerin. Gözleri kamaşıyordu onlara bakarken; onların sevgi cümleleri ile ayakları yerden kesiliyor ve yükseliyordu o yıldızların yanına. Konserlerinde; gözleri kapalı, kendinden geçmiş hâlde horon oynayanları da efkârla sigara içenleri de şarkılarına son ses eşlik edenleri de uzun saçlarını toplaması için toka uzatanları da gördü ve hepsini çok sevdi.

Sonra bulutlar geldi. Çok uzak olmayan diyarlardan, ölüm yüklü bulutlar. Sesler, yankılara karışmaya başladı yavaş yavaş. Derin bir kuyudaymış hissi verir oldu tüm sesler. Daha derinden, daha yakıcı bir uğultu sanki bütün sesler. Umudunu hep korudu. Aklındaki devrimi, geleceğe taşımak istiyordu. Geçmişten gelen enstrümanları, modern çağın müziğine dâhil etmişti. “Hem Rock’n Roll’u hem folklorik müziği hem de devrimci bir duruşu simgeleyebilen.” diye tanımlıyordu “Denizin Çocukları” grubunu. “Rock şarkılarda daha çok tulum, daha çok kemençe olmasını başardığım için cennetlik olduğumu düşünüyorum.” diyordu bir seferinde. Ölüm mutlak. Ama eserinin kapağına şu kelimeleri yazan insan, ölümsüzdür artık. “Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.”

Şimdi ne zaman yağmur yüklü bulutlar görsem, kulağıma “Şarkılarla geçtim aranızdan.” diye bir fısıltı çalınır…

Alper Kaya

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...