Mavi Düş – VII

Gece Gündüz
A A

Camdan her baktığımda kuşların cıvıltısını, güneşin ilk demlerini, sahilde yavaş yavaş vuran dalgaları, fırının o sıcacık ekmek kokusunu sevdim.

Kalbimi, ruhumu dinlendiren yaşayabilmenin verdiği mutluluk olmuştu. Bunu her seferinde onlara anlattığımda beni deli zannettiler. Neden biz insanlar illa ki kendi mutluluğumuz ile yetiniyoruz. Kafamdaki karmaşıklığı hep şu şekilde netledim: Biz aslında kendi mutluluğumuz için çırpınıyoruz. Hani şu yalanlarımız var ya: “Senin mutluluğun içindi.” Ben ona inanmıyorum işte. Çünkü siz ve sizin gibiler -üstüne alınan, gocunan insanlar- aşkta bile sadece onun size verdiği güven, mutluluk ve heyecan hislerini seviyorsunuz.

Bunu anladığınızda ise sadece hayattan keyif almaya bakıyorsunuz. Bu zamanlarda anlıyorsunuz aslında her sabahın bir kıymeti olduğunu. Nasıl aktarsam şu an bu düşünceleri bilemedim ama tek bildiğim benciliz.

Bencilliğimiz içinde kavrulurken sadece kendimizi değil etrafımızdakileri de yakıyoruz.

***

Bağrışlarımın ardından bir tıkırtı böldü beni. Kafamı kaldırmam ile o kötü gerçekle yüz yüze kaldım. Kanlı canlı karşımda duruyordu. Elinde bir silah ve bana doğrultulmuştu. Doğa’nın seslerini anımsadı kulağım. Hemen yanıma koşuvermişti. Bize eve girmemizi işaret etti, Doğa bana bakarak onayladı. Kafasında bir şeyler var gibiydi. İçeri girdik ve ardımızdan o da girip kapıyı kapattı. Giriş katta bulunan salona geçip oturuvermiştik. Sanki misafirimiz gibiydi; şu an ne saçma bir nefret duygusu bu bendeki!

Suratımıza bakıp güldü:

“Pes etmediniz.”

“Ben sizi her seferinde yıkılacaklar diye düşünürken siz asla savaşmaktan pes etmediniz. Düğününüzde bile neden?”

Doğa yerinde huzursuzca kıpırdanıp söze başladı:

“Çünkü senden korkmadım. Aysın’a destek oldum.”

“Bunun sebebini merak ediyorum Doğa, benim kızıma sen neden sahip çıktın?”

“Bana kızım demeyi kes!”

“Sakin ol Aysın, güzel ay parçam.”

“Aysın’ı duydun, kes artık!”

“Doğa sen yapma bunu, babanın şahitliğinde yaşananlara bu kadar kayıtsız kalmanız beni çok üzdü.”

“Ne diyor bu Doğa?”

“Çok mu merak ettin kızım. Anlatayım hemen zaten artık vakti geldi. Senin kötülük abiden ben, yıllardır ölmen için gün saydım. İntikam peşinde koştum. Senin gerçek baban benim Aysın. Olaylar sadece baban olmamla sınırlı değil. Annen Doğa’nın babasına çaresizce aşık oldu, yıllarca onları sadece izleyebildim elim kolum bağlıydı. Bu olaylara tepki vermem gerekince o gün o kaza yaşandı. Ben her adımımda seni düşündüm. Ölmeni istedim. Doğa’ya bakmamanı istedim. Doğa ile evlenme, demek istedim. Toprakla buluşmanı ve yok olmanı istedim. Ama her şeyden daha çok parayı sevdim. Sizden de önce geldi tüm bunlar; annenden, senden…

Şimdi bana kızma ve ölmek için bu silahı al, ilk önce Doğa’ya sonra kendine sık. Ölmeni istiyorum Aysın. Baban olarak ilk defa senden bir şey istiyorum. Bunu benim için yap.”

Kafamda dönenler sadece uğultular idi. Benim şu anda bu adama kötü bir tepki vermem gerekiyordu. Bu kadar acımasız bir düşünce ve kafa yapısı neydi?

Silahı alıp ona doğrulttum ve ayağa kalktım. Bu hareketimle Doğa da ayağa kalktı. Onda ise hareket yoktu.

“Yapamazsın Aysın.”

“Yapabilirim.”

“Yapamazsın…” demeye kalmadan benim elimden değil de tam arkadan gelen bir silah sesi böldü bu inatlaşmayı. Karşımdaki pislik adamın tam kalbinden geçen bir kurşun ve bir el daha; bu sefer kafasından…

Küt diye yere yığılıverdi. Ben ise tüm vücudum titrer bir halde olanları izliyordum. Vuran kişi Doğa’nın babasıydı. Gözlerinden akan yaşları görmüştüm sadece.

“Aysın, özür dilerim.”

“Siz… Siz doğru olanı yaptınız.”

Ölüm sadece yok oluştur. Bedenlerin göçüdür bu diyardan. Ama kalanlara söylenmemiş çok söz var bu hayattan. Güzel mevsimler tüketin kopan her yeşil yapraktan.

Bu yazının diğer bölümlerini okudunuz mu?

Ahsen Aybüke

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...