Mavi Düş – V

Gece Gündüz
A A

Beklenen sadece sensin Aysın. Bu hayatta bir insanın seni bekleme güzelliğinin hissi tarif edilemiyormuş. Güzel bir his bu. Güzel ve eşsiz. Ne kadar anlatsam da kelimeler sanki hafif kalacak. Uzun uzun izlesem anlatabilir miyim acaba onun bana yaşattığı huzuru?

Gözlerimi gülerken görebilen tek kişi Doğa.
Hayatımı ve beni olduğu gibi kabul eden tek kişi Doğa.
Kalbimin deli ziyaretlerini kabullenen adam Doğa.
Siyahın güzelliğini bende bulan adam Doğa.

Hayatın bu olağan gözüyle baktığı yaşananlara benle birlikte bakmak çok da zor değil. Bunu anlayan ona saygım sonsuz. Aklım sadece o gecede. Korktuğum, en uzun gece. Hayatımın ikinci evresinin başladığı ailemin yok olduğu.

Deprem oluyor gibi gelen sarsıntılara karşın benim ağlamam çok zayıftı. Odamdaki masanın altına saklanmış, ellerimi kafamda birleştirmiş duruyordum. Bu bağırtılar ne zaman son bulacaktı; bunu merak ederek yerimden çıkmak için doğruldum. Yavaşça kapımı açtım, koridorda ilerledim. Merdivenin başına gelince duraksadım. O adam, görüş alanımdaydı. Bir gün içinde, baba sıfatından o adam olan kişi. Ablam ve annem, ona karşı koyuyor ama o dinlemiyordu. Etrafta ne kadar eşya varsa hepsini kırıp döküyordu. Merdivenleri korkmadan indim bu sefer tek tek. Onlar beni fark etmedi bile. Koşarak mutfağa gittim ve tezgâhta duran bıçağı alıp yeleğimin arasına sakladım. Onu engelleyebilirdim. Cesaretimi toplayıp salona geçtim. Annem, beni görür görmez hemen arkasına sakladı. O an yeleğimdeki bıçağı fark etti. Hemen alıp o pisliğe doğrulttu. Evet, kazanacaktık. Şimdi o korkmalıydı. Bir an afalladı, gözleri kocaman açılmış, anneme bakıyordu. Annem boşluğundan faydalanıp hemen ona doğrulttu bıçağı. Bacağından yaralamıştı onu; bir daha kalktı eli ama bu sefer engelledi o adam. Anneme doğrulttu; bizi kurtarması için getirdiğim bıçağı, ablam ve bana doğrulttu. Annem, korkarak bize baktı. O ise aldırmadan bize ilerledi. Yanımda duran, içinde ateş olan lambaya benzeyen şeyi aldı ablam ve ona doğru fırlattı. Yüzünde dağılan o camların etkisiyle bağırdı ve geri çekildi. Ama lambanın içindekiler her yere sıçradı ve bir anda çoğu yer alev aldı. Biz, kurtulmak için onu atlatıp kapıya doğru ilerledik ama kilitliydi. Annem, ne kadar denese de açamadı. Alevler büyümeden ne kadar çıkış varsa denedik ama olmadı. Hemen bizi bir odaya kapattı ve kapının altına halıyı koydu. Bize sakin olmamızı söylese de durmadan ağlıyorduk. Kimse duymuyor muydu? Kimse görmüyor muydu?

“Buradan kurtulacağız ve siz, korkmayın tamam mı?”

İkimiz de başımızı salladık ama korkuyorduk. O an beklenen korkunç şey oldu; kapımız kırıldı, içeri o adam girdi ayağı aksayarak. Zor ayakta duruyordu ama hâlen korkunçtu.

Sonrası yok…

Orada ne olduysa olmuştu ve kalan, kurtulan sadece bendim. Doğa ve ailesi sayesinde. Artık yaşamam lazım.

Beklenen sensin Aysın. Kalk ve toparlan, bu hayata atacağın çok adım var. Herkes seçerdi benim gibi bir köşeye çekilmeyi. Artık yaşamak için güzel sebeplerin var, bunu kullanmalısın.

***

Günün ilk ışıklarına uyandım bu sefer; huzurlu, mutlu ve suskun. Yavaş yavaş gerindim olduğum yerde. Kocaman açılan kollarımın arasında kalan mini yastığıma sarıldım ve penceremden içeri giren küçük ışık huzmelerini izledim. Nasıl da masum ve temiz bir kelime gibi duruyorlar. Bu kadar güzel olan şey, bizim onlara bakış açımızdı. Kahveye, sabahın ilk ışıklarına, şarkılara, manzaralara…

Kapımın tıklatılmasıyla olduğum yerde doğruldum. Bu sefer ben “Gel.” demeden Doğa içeri girmişti. Elinde kahvaltı tepsisiyle suratıma baktı gülümser bir vaziyette. Evet, sabah şımartılması bu galiba.

“Günaydın Aysın Hanım.”

“Günaydın Doğa Bey.”

“Size, güzel bir başlangıç yapma fırsatı sunuyorum, lütfen kabul ediniz; yanında da bir adet gülümüz mevcuttur.”

“O zaman bu davete icabet edip kabul etmeliyiz.”

Yavaşça oturdu yatağa, tepsiyi güvenli bir şekilde dizlerime koyup yüzüme baktı. Merhametten çok anlayış vardı yüzünde. Madem öyle, yaşamanın vakti…

“Doğa, ben kabul ediyorum. Evlenelim…”

Şaşırmış bir hâlde suratıma baktı. Nasıl sevinileceğini o da unuttu galiba. Sonra da tabii birden tepsi unutulmuş bir hâlde havaya zıpladı çocuk gibi; hem bağırıyor hem seviniyordu. Üstüme dökülen reçelleri hiç düşünmüyordu. Ama bu hâli beni o kadar mutlu etti ki… Onun mutluluğu için. Onun için.

Sevdiğine ulaşmak için…

Bu yazının diğer bölümlerini okudunuz mu?

Ahsen Aybüke

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...