Mavi Düş – IV

Gece Gündüz
A A

Yazdıklarımı nasıl birleştireyim bilemedim. Huysuzluğum üstümde yine. Sitemim her yana, her köşe başına ulaşmış. Yazılan şeylerin içinde hep bir ben buluyorum yine. Kimse anlamasa da beklenmedik bir son bu. Yapılacak onca şey arasında durmuş, hayatın akmasını bekleyen bir insandım. Onca insan yaşıyordu. Bense böyle düşüncelerin müptelası olup ruh hastası gibi bir şey oluvermiştim. Her an kendimi çözümlemek için kendimi dinliyorum. Yapabildim mi; orası da ayrı bir konu. Şimdi beklediğim o kadar güzel anılarım var ki hayata karşı, yeni filiz açmış çiçekler gibi.

Ben, pes etmeden beklemeye devam edeceğim. O mutluluk bana gelecek. Bana sadece “Hoş geldin…” demek kalacak.

***

Muhtemel olan en güzel şeydi bu duyduklarım.

“Aysın, evlenelim…”

O günün sonrasında cevabımı hâlen vermemiş olmanın etkisiyle döndüm durdum evin içinde. Doğa ise benle konuşmuyordu. Sabah gidiyor, akşam elinde bir sürü poşet, içlerinde dolu dolu yiyecekler ile dönüyordu. Aile olmak için fazlasıyla uğraşıyordu. Ben ise onun bu hareketlerini sadece izliyordum. Her zaman yanı başımda olan Doğa, buna cesaret edebilmişti. O adam ise sadece ailemi değil, bana yakın olan herkesi elimden almıştı. Doğa ve ailesi dışında yanımda kimse kalmamıştı. Ne bir iz ne bir haber bulabiliyorduk; yoktu. Sır olup gidiyordu sanki. Beni kukla yapan o adama yenilmekten yorulmuştum artık. “Evet.” demek kurtuluştu çünkü mal varlığı bizde kalacaktı ve artık o, mala mülke dokunamayacak, bizi rahatsız edemeyecekti. Belki de ben öyle düşünüyordum. Sahi en çok merak ettiğim konu, neden hepimizi tek seferde öldürmemiş olmasıydı. Bir insanın canına kastetmiş; çoğu insanı, ailemi öldürmüştü. Bunu, tek seferde kolay yoldan yapabilirdi ama denemedi bile… O gün kahvaltı yaparken Doğa’nın telefonu çaldı. Ekrana bakıp aceleyle ayaklandı ve başka bir odaya geçti. Konuşmadığından açıklama bile yapmamıştı; yine de hareketlerinden şüphelendim, kalktım ve onun olduğu odanın kapısına yaklaştım. Dinleyemiyordum, sesler gelmiyordu.

“Ne… Hayır, onu oradan götürün… Evet, iz bırakmayın…”

Bunları söyleyip kapatıvermişti. Ne, kim, kimi bir yere götürüyordu, izler neye aitti?

Kapıya yaklaşacağını anladığım anda hemen mutfağa koştum. Yüzü çok ciddiydi.

“Aysın, konuşmamız lazım. Yeni gelişmeler var o adamla ilgili.”

“Tabii, konuşalım; kötü bir şey mi olmuş?”

“O adam Aysın, o adam ölmüş…”

“Emin misin? Bak yine her zamanki gibi oyun olmasın bu olanlar…”

“Evet, eminim, babam teşhis etmiş. Kaza geçirmiş, ölmüş…”

Gitmiş… Hayatıma bedel olan insan gitmiş. Hadi, yağsana yağmur; dünyanın bu kirden arınması lazım. Neden sesler gelmiyor? Neden durgun bir hava bu matem gibi?

“Beni aileme götür…”

Tam tabiriyle sürüne sürüne kalktım o sofradan; hazırlanıp evden çıktık. Duygusuz bir hâlde gidiyordum resmen. Ruhum, hâlen onun öldüğünü kabul etmiyordu sanki. Arabaya ne ara bindik, ne ara geldik buraya, bilmiyorum. Kapıyı yavaşça açıp arabanın içinden çıktım. Evimizin önündeydik. Yıkık, kırık veya dökük değildi. Eskisi gibi o kadar güzeldi ki… Bahçeye adımımı atmamla kendimi yere bırakmam bir oldu. Gelene kadar içimde tuttuğum tüm hıçkırıklar, sitemler; hepsini haykırıyordum.

Gitmişti. O, gitmişti.

Bedeni kana doymuş mudur?

O çok sevdiği parasının içinde boğulmuş mudur?

Ne kadar pişman gitti? Bunu başarabildi mi?

Neden be adam? Neden?

Rahat mısın şimdi oralarda?

Böyle ağlamama dayanamayan Doğa, kolumdan tuttuğu gibi beni ayağa kaldırdı. Hızlı adımlarla beni oradan çıkarttı. O da biliyordu. Aslında ailem, bugün ölmüştü; tam da bugün veda etmiştim onlara, o katille beraber. Dün gibi taze olmasının sebebi buydu acılarımın. Sonu gelmemesinden bu yakınmalarım. Tüm ailem, hepsi ve daha fazlası… O toprağın altında benim için ölenler. Ne denir ki? Arabaya binmedik. Durdu, bana döndü.

“Ben, hep buradayım. Kovsan da gitmeyecek tek insanım. Ben, sensiz yaşamasını bilmiyorum, bunu biliyorsun değil mi?”

Kafamı salladım.

“O zaman bu acıları buraya gömüp gidebilir miyiz? Son bulması gerek artık…”

“Sen, beni kaybetmeye dayanamazken ben, onları elimden kaçırdım. Gülümsemelerini, sevinçlerini; hepsini unuttum. Bedenim ve ruhum, bu acıdan yoruldu. Tükendim… Benden, bu acıya şu an son vermemi bekleme Doğa…”

“Beklediğim sadece sensin Aysın. Sadece sen…”

Bu yazının diğer bölümlerini okudunuz mu?

Ahsen Aybüke

Paylaşmak güzeldir...

Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...