SON EKLENENLER

Özgürlükten İnce Hiçlikten Kalın

Özgürlükten İnce Hiçlikten Kalın

Yıprak bir ruhun yorgunluğudur şiirlerim. (Belki de yıprak bir Tanrı’nın şiiriyim.) Her yazışımda ve her yaşayamayışımda Kişiliğimi deşer, leşimi yere
Sancı’m

Sancı’m

Pes edip her şeyinle gidiyorum. Susup tacımı kucağına bırakıyorum, Anahtarı sende olan kaç hayalim var? Kaç sarnıcın gölgesinde sözler yaktım
Sürgün – Gelincik Kuşan Benim İçin

Sürgün – Gelincik Kuşan Benim İçin

Saat sabahın şimdi sen olmadığı vakti. Bilmem hangi yıldadır hasretim. Bilmem ki kaç yıldır hasretliğim sana. Akşamdan kalma bir baş
Bekleme Salonundan Kaçan Şair: Nilgün Marmara

Bekleme Salonundan Kaçan Şair: Nilgün Marmara

Yirmi dokuzunda toprağa koyulan bir can için ne söylenebilir ki, yirmi dokuz yıla kaç acı, kaç anı sığabilir ki diye
Belli ki Duvarlar Sır Saklar Sanıyor

Belli ki Duvarlar Sır Saklar Sanıyor

Soğuk duvarların arasına serpiştirmiş yalnızlığını. Belli ki duvarlar sır saklar sanıyor. Bir fotoğraf alıyor eline belki, bir şarkı açıyor. Belki
Her Şey Sana Benzedi

Her Şey Sana Benzedi

İçimdeki bu hissi karşımda olsan da gözlerine bakınca yok edebilsem Kalbimdeki bu acıyı ellerini tutsam da oracıkta bıraksam Aşkımı bir
Muhadenet

Muhadenet

Kendi cehennemimin kapısını araladın, Sırtımı yaslayıp ateşinde yanıyorum. Önceleri denilen günler kayıp ne çok, Fikirlerim yokluğunda yoksul halde, Apartmanlarımın ara
Başka Bir Ruh

Başka Bir Ruh

Müzik notaları gibi olmak istiyor bazen ruhum. Sözsüz ama canlı, duyguların, düşüncelerin nefes alabilen hali gibi… Aşkın, sevdanın, mutluluğun ya
Vazgeç(me)dim

Vazgeç(me)dim

Gidişinden arda kalan şiirlerimi topluyorum. Askısı kopmuş içimin ve balkon arası gülüşler yitik, Rivayetler kapısını kapatmış nicedir. Senli di’li geçmiş
Eksi(k) Bir

Eksi(k) Bir

Ben Mecnun değilim, zaten aşacak bir çöl de kalmadı bu diyarda. Ferhat değilim madenlere işçi olarak yazılayım. İsmimin bir önemi
Minimal Öyküler – II

Minimal Öyküler – II

Çekmeceyi kendine doğru çektiğinde bir kokuyu duyumsadı. Aynı kokuyu lise binasında da bol bol duyumsamıştı. Birden o günleri anımsadı. Bu
Muhtesip

Muhtesip

Göğsümün adına boyanan kaldırımları suskun. Sarısına boyun eğmiş ay çiçeğimin yaprağına kül değmiş, Odalarım aynalardan arınmış, Sevinçlerinin çınarları su altında,
Ah Çocukluğum!

Ah Çocukluğum!

Uyanıyorum. İnce bir ay ışığını yastık ettiğimi anımsatıyorum kendime. Çarpıştığım kaldırım taşına döküveriyorum hallerimi. Bu kaçıncı kıvrıldığım kaldırım taşı, Bilmiyorum.
Başka

Başka

Fırtınaya kapılmış başıboş bir yaprak. Denizin derinlerinde unutulmuş yosun parçaları. Hangi yöne döndüğünü hesaplayamadığım rüzgar gülleri. Yolculuklarda hiç bitmez sandığım
Küçüğüm

Küçüğüm

Aklım buz kesti, sensiz. Aklımın odaları sana çıkmayan binlerce sözle dolu, Bir araya gelemeyen düşük eylemli fiiller gibi, ne garip.

Sizden Gelenler

Sessiz Alarm

Sessiz Alarm

Alarmım sessize kurulu Saatim yaşımdan bir ömür geri Bilerek ileri alıyorum Vaktin geçmediği, Yaşama yetemediğim zamanlarda Ne kadar ağırlaşsam da
Kahır

Kahır

Ne de zor Her sabah çıkarken artık o eve geri girememek Her zaman olduklarımızdan ayrı yerdeyiz Kimimiz uzun zamandır birlikte
Planlanmış Rastlantısal Olasılık

Planlanmış Rastlantısal Olasılık

Varoluşun ilk anından itibaren, yaşamın zeminini oluşturan olaylara baktığımızda her birinin, kendi içindeki anlamsızlıklar bütünü olduğunu görüyor ve bir bütünün
Gökyüzü

Gökyüzü

Gökyüzü; terk edilmiş, akan damlalar artık onun değil, yeryüzünün. Bu yüzden gökyüzü hep tek başına… Ne kadar biriktirirse biriktirsin bencil
Gün Gelir Kendine Acır İnsan

Gün Gelir Kendine Acır İnsan

Yapmak istediğin onca şey varken yapamamak nedir bilir misin? Biliyorsan eşlik et bana, yalnız değilsin; bilmiyorsan da kulak ver, belki
Bugün Değilse Ne Zaman?

Bugün Değilse Ne Zaman?

“Hep bizi soruyorsun, kendinden hiç bahsetmiyorsun.” dediler konuşurken. Her birinin kendine özgü bir hayatı, mutlulukları, huzur buldukları şeyler vardı. Konuşurken
Açlık

Açlık

Dünya, her gün insanlığın yeni bir gün görebilmesi için durmaksızın dönüyor. Peki, herkes için mi dönüyor bu Dünya? Günler herkes
Tadı Yok Sahiden

Tadı Yok Sahiden

Hiçbir şeyin tadı yok sahiden. İçtiğim çayın, Dinlediğim şarkının. Hiçbir şeyin tadı yok sahiden Bilgeliğin, Cahilliğin Ve sensizliğin. Bir gelip
Üç Maymun

Üç Maymun

Gören var mı; İçimdeki ateşin gözlerimin beyazına sinişini, Pınarındaki damlanın akmak isteyişini, Göl değil, nehir olacağını, Denizlere karışacağını, Gören var
Biraz

Biraz

Biraz yalnızlık var içerimde Düşünmeceler var, kaburgalarımın altında sakince Yedi düvel doksan dokuz tane Eskiden kalma bir radyo ve kırmızı
Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...