SON EKLENENLER

Tan Yeli

Tan Yeli

Gündüze çalan gecelerden yazıyorum sana. Selam olsun. Aralık bıraktığım pencereden bir misafirimiz var bu gece. Ilık bir bahar rüzgârı okşayacak
Nefret Söylemi

Nefret Söylemi

Mabedinize girdim bugün. Sessiz, loş, karanlık… Kimseler yok, Yalnızlığımı savurup çektim omuzlarımdan, Vestiyere attım. Dinlensin, yalnızlığım. Pahalı şaraplarınızdan getirmenizi istiyorum,
Monolog a-12

Monolog a-12

… Sıkıcıydı. Oldukça sıkıcı. Boşluk ve ayna mutsuzluğunun güneybatısında duruyordu. Sessizdi. Öldüren bir sessizlikti. Hatta ve hatta mumsuz ve ekimsiz
İçimdeki Acı

İçimdeki Acı

Ben bu içimdeki acıyla çok şiir yazarım çokça ağlar, azca güler, hep hüzünlenirim kimi vakitler bir dağ olur, kimi vakit
Tatlı Bir Zehrin Anatomisi

Tatlı Bir Zehrin Anatomisi

Bu dağınık yüz, bu biçimsiz bakışlar tanıdık. Olay yerinden, arkama bile bakmadan, incinmiş bileğimle tökezleyerek; yanaklarımda kanyon oluşturmuş kumlu gözyaşlarımı,
Sıla veya Gurbet

Sıla veya Gurbet

Sen uyuyunca başlıyor tek başınalığım. Birden özlüyorum seni. Yüreğimin üşüdüğünü duyuyorum. Resmine gidiyor elim. Bir an evvel uyuyup Uyandığın güne
Katil

Katil

Aşina olduğum mavilikte bir denizin kenarına fırlatıyorum kendimi, pardon pardon düşüncelerimi. Onları karşıma alıyorum. Sanki canlılarmış gibi bir konuşma tasarlıyorum
Sürgün – Beni Duyuyor Musun?

Sürgün – Beni Duyuyor Musun?

Kıymetli Hasretim, Bugün nasılsın? Ya da nasılsındır bugünlerde? Dönmediğin günler kadar geriye saymaya başladım. Yıl 1989. Son mektubumun düşüncelerden ibaret
Bir Bir Gece Yalnızlıkları – Buraya Kadar Yazdığım Her Şey Yalandı

Bir Bir Gece Yalnızlıkları – Buraya Kadar Yazdığım Her Şey Yalandı

(…) Bitti. Buraya kadar yazdığım her şey yalandı. Biraz kötü yalancıyım, özür dilerim. Her şey, kafamdayken çok daha etkileyiciydi. Ama
İttibâ

İttibâ

Kalabalığından sıyrılıp sessizliğin kapısını açtım. Burası yüksek giriş hanelerden daha aydınlık, Yeşile daha tok, daha kısık seste görülüyor rüyalar, Daha
Sabaha Kadar

Sabaha Kadar

Saat 04.50 Gece mi desem sabaha karşı mı? Anlam veremediğim ikilemlerden birindeyim yine. Düşündüğüm ve umut ettiğim satırlardan oluşan bir
Ocakta Mavi Bir Gece

Ocakta Mavi Bir Gece

… Sahildeki güneş bahçesi ve uyandığında parlıyordu çatılar, sımsıcaktı oda, yatağın baş ucuna yığılmış kitaplar; tek bir harf yazılı, yırtık
Özlemim

Özlemim

Nasıl anlatmalıyım? İç çekerek mi, içimi dökerek mi? Kapı deliğinden bile görünüyor tavizlerim. Bazı kelimeler yetmiyor. Kelimeler yarı çıplak, üstüne
Gelincik Yaka

Gelincik Yaka

Yeni bir kahve yapıyorum bugün. Kıramıyorum dolmayı bekleyen fincanını. Kıyamıyorum dudağının izine dokunmaya. Yokluğunun karşısına bir sandalye çekiyor sabahım. Hazırlan
Elde Değil

Elde Değil

Kuytu köşede kalmış bir meyhanenin Gece 2.30 sularında yükselen Yakarışları gibisin… Derdinden neşe akıyor. Kadehlerin çarpışındaki keder, Dudaklarına götürdüğün kadehin

Sizden Gelenler

Sessiz Alarm

Sessiz Alarm

Alarmım sessize kurulu Saatim yaşımdan bir ömür geri Bilerek ileri alıyorum Vaktin geçmediği, Yaşama yetemediğim zamanlarda Ne kadar ağırlaşsam da
Kahır

Kahır

Ne de zor Her sabah çıkarken artık o eve geri girememek Her zaman olduklarımızdan ayrı yerdeyiz Kimimiz uzun zamandır birlikte
Planlanmış Rastlantısal Olasılık

Planlanmış Rastlantısal Olasılık

Varoluşun ilk anından itibaren, yaşamın zeminini oluşturan olaylara baktığımızda her birinin, kendi içindeki anlamsızlıklar bütünü olduğunu görüyor ve bir bütünün
Gökyüzü

Gökyüzü

Gökyüzü; terk edilmiş, akan damlalar artık onun değil, yeryüzünün. Bu yüzden gökyüzü hep tek başına… Ne kadar biriktirirse biriktirsin bencil
Gün Gelir Kendine Acır İnsan

Gün Gelir Kendine Acır İnsan

Yapmak istediğin onca şey varken yapamamak nedir bilir misin? Biliyorsan eşlik et bana, yalnız değilsin; bilmiyorsan da kulak ver, belki
Bugün Değilse Ne Zaman?

Bugün Değilse Ne Zaman?

“Hep bizi soruyorsun, kendinden hiç bahsetmiyorsun.” dediler konuşurken. Her birinin kendine özgü bir hayatı, mutlulukları, huzur buldukları şeyler vardı. Konuşurken
Açlık

Açlık

Dünya, her gün insanlığın yeni bir gün görebilmesi için durmaksızın dönüyor. Peki, herkes için mi dönüyor bu Dünya? Günler herkes
Tadı Yok Sahiden

Tadı Yok Sahiden

Hiçbir şeyin tadı yok sahiden. İçtiğim çayın, Dinlediğim şarkının. Hiçbir şeyin tadı yok sahiden Bilgeliğin, Cahilliğin Ve sensizliğin. Bir gelip
Üç Maymun

Üç Maymun

Gören var mı; İçimdeki ateşin gözlerimin beyazına sinişini, Pınarındaki damlanın akmak isteyişini, Göl değil, nehir olacağını, Denizlere karışacağını, Gören var
Biraz

Biraz

Biraz yalnızlık var içerimde Düşünmeceler var, kaburgalarımın altında sakince Yedi düvel doksan dokuz tane Eskiden kalma bir radyo ve kırmızı
Sol Göz Sağ Göz Giriş Baykuş
+ kaç yapar acaba? Cevap Bekleniyor
Şifremi Unuttum
Yükleniyor...